Atam sizi 10 kasım 1938 yılında gerçekten kaybettik. İzindeyiz diyenler, gerçekten izindeler, tatildeler. Yolunda ışığında yürümüyorlar. Onlar tatile girdi Atam, İzinde hiç olmadılar, yolunda hiç yürümediler.
Daha sen öldüğün günün altıncı ayında dışarıdan borçlanmaya başladık. Onların atıklarını, Yardım adı altında memleketimize sokmaya başladılar. Tam bağımsızlığımız için gerekli olan Ekonomik savaşın başarılmasını sağlayan, Fabrikalarını kapattılar. Bankalarımızı, Madenlerimizi aklımıza gelen ve gelmeyen her şeyimizi sattılar.
Bundan sonraki yıllarda satılacak Namusumuz ve Şerefimizden başka bir şeyimiz kalmadı. Borçlarımızı ödeyemez duruma düşmemiz çok yakın, alacaklılarımızı nasıl memnun edeceğimizi bilemiyoruz. Pek yakında çok enteresan olaylar yaşayabiliriz borçlarımızı ödeyebilmek için. Millet cinnet geçiriyor. Yukarıdakiler güllük gülistanlık göstermeye çalışıyor.
“Yabancıların telkinleri ile kalkınmış hiçbir Millet yoktur” demenize rağmen biz yabancılar ne derse onu yapmaya çalışıyoruz. Battıkça batıyoruz.
“Çalışmadan üretmeden kazanma yollarını alışkanlık haline getiren Milletler önce haysiyetlerini, sonra istikballerini, daha sonrada istiklallerini kaybetmeye mahkum olurlar” demenize rağmen; Bizler çalışmadan kazanmayı, satıp, satıp yemeyi, yan gelip yatmayı, Milli Olan her şeyi elden çıkarmayı, Milliyetçiliği suç saymayı alışkanlık haline getirdik.
Atam senin mozelenin önünde ağlamayı ve kabrinin cıvarında demeçler vermeyi alışkanlık haline getirdik. Yetkililer ve Film yapımcıları bizim zaman, zaman gazımız fazlalaşırsa duygularımız kabarırsa; bizim gazımızı alıyorlar bizleri rahatlatıyorlar.
Biz tatilden izinden, izinizden değil, tatilden hiç dönmedik Atam, siz öldüğünüz günden beri Ülkemizi yönetenlerle birlikte Biz uyumaktayız, uyutulmaktayız.
Her yerde izinde olduğumuz yazmasına rağmen sizin izinizden çoktan çıktık, caydık, caydırıldık. Bizi korkuttular. Sulh ü yapmak için teslim olmak gerektiğini anladılar. Kiminle sulh imzalasak sanki SEVR imzalayarak sulh yapıyoruz.
Yerli üretimi bitirdik. Tarım da kendi kendisine yeten ülke olmaktan çıktık. Kısır laştırılmış ve DNA sı oynanmış tohumlarla beş milyonluk İsrail in oyuncağı olduk.
Kendi uçağımızı yapmaktan vazgeçtik, bisikletlerimiz bile yabancılar tarafından üretiliyor.
Atam biz sana layık olamadık.
Atam ben şimdi suç işliyorum biliyorum, bir ölü ye derdimi anlatıyorum. Ölüye dedim sakın ola bana gücenme, sana ölü dedim diye. Biz ülke olarak seni gerçekten öldürdük Atam, Türkiye Cumhuriyetinin kayıtlarından, senin fikirlerini, düşüncelerini ve ismini yakında sileceğiz Atam.
Yalan söyleyenlere, izindeyiz, ışığından feyiz alıyoruz, yaptıklarına sahip çıkıyoruz diyen yalancılara inanma Atam.
Biz seni öldürdük. Ölüm yıldönümün de seni anmak değil üzen, fikirlerine sahip çıkamadık ya, yaptıklarını hep sattık ya, bunları göre, göre yalan söylemek beni kahrediyor Atam.
Yattığın yer cennet, mekanın nur olsun Atam, seni biz her gün biraz daha derine gömdük. Bize hakkını helal etmesen de sana söyleyecek bir sözümüz olamaz. Rahat uyu da diyemiyorum, Biz bütün ülke rahat, rahat uyuyoruz Atam.
Uyandırmaya kalkanları da yetkililerimiz uygun bir şekilde uyanmamak üzere uyutuyor Atam. Sen yine de rahat uyu Atam.