ÇANAKKALE ZAFERİ ve
“BİZDE ÜÇ ŞEYE KINA YAKARLAR OĞUL”
3 kasım 1914 te başlayan ve 18 Mart 1915 de sona eren deniz savaşından sonra% 25 Nisan 1915 te karada başlayarak, 8 Ocak 1916 ya kadar devam etmiş 9 Ocak 1916 da sona ermiştir, Çanakkale savaşları.
Çanakkale zaferi, Birinci Dünya Savaşını zaferle bitirmek isteyen ve İstanbul u işgal etmek isteyen itilaf devletlerinin yenilgisi ile bitmiştir.
Bu zafer 250 bin gencimizin şehit olmasına sebep olmuştur. Savaş silahlarının dengesizliğini hepimiz birçok kaynaktan okuyoruz. Bizler 250 bin şehidimizin rakamını telafuz ederken çok kolay ve çok basit rakam olarak bahsedip geçiyoruz.
Bu günü kutlarken de hamasi nutuklar attığımız da görevimiz bitti zannediyoruz. Rakamı kolay anlamamız için Çanakkale de Tabyalardaki şehitlerin içinde binlerce Sübyan nın olduğunu, Liselerin birkaç sene Üniversitelerin beş altı sene mezun vermediğini hayal ederseniz, durumu daha iyi anlarsınız zannediyorum.
Bu savaş ta işgal edilemeyen ülkemiz daha sonra bildiğiniz gibi işgal edilir.
Gelibolu da düşmanı durduran, Çanakkale kara savaşlarında üstün dehası nı kullanarak, savaşta başarı gösteren Albay Mustafa Kemal in bu başarısı dır ki, 1919 yılının 19 Mayısında samsuna çıktığında, Çanakkale den sağ kalanlar Kurtuluş savaşında Mustafa Kemal in saflarına katılmışlardır. Bunlar hepimizin bildiği şeyler.
Birde kınalı Ali nin destansı hikayesi vardır. Hani oda sübyan dır. Anası cepheye giderken başına kına yakmıştır. Arkadaşları onunla dalga geçmişler alay etmişlerdir. Tokat ın Zile sindendir Ali. Oda bilmez anasının başına neden kına yaktığını. Okuma yazma da bilmez. Arkadaşlarına yazdırdığı mektupta sorar anasına. Ne yazık ki şehit olduğunda gelir mektubunun cevabı anasından. Babası aynı mektupta para yönünden rahatsız olmamasını yazar. Çifte koştuğumuz iki öküzü sattık oğul der baba, birisinin parasını sana, diğerini parasını kardeşine verdik. Öküzlerin yerine tarlayı ben sürüyorum der baba.
Anne kardeşinin başını da kınaladık cepheye gönderdik, sen “alay ediyorlar, kardeşimin başına kınalamayın” demişsin amma onu da kınaladık oğul der. “Oğlum ali arkadaşlarına söyle seninle dalga geçmesinler. Bizde üç şeye kına yakarlar.
Gelinlik kıza, gitsin ailesine çocuklarına kurban olsun diye.
Kurbanlık koça, ALLAHINA kurban olsun diye.
Askere giden yiğitlerimize VATANIMIZA kurban olsun diye. Güzlerinizden öper selam ederim Allah a emanet olun. Diye biten mektubu komutanları açarlar ve okurlar. Göz yaşlarına boğulurlar. Şimdi benim olduğum gibi. Bu mektubun aslı Çanakkale müzesinde sergilenmektedir.
Çanakkale de ve Kurtuluş Savaşında zafer bu anlatılan özverilerin fedakarlıkların benzerleri gibi olaylarla kazanıldı. Savaşa gidenler canlarını verdi. Şehit oldu. Geride kalanlar, Öküzün yerine boyunduruğa geçti.
PEKİ BİZ NE YAPIYORUZ ? Allah aşkına biz ne yapıyoruz. Bağımsızlığımız adına, Kurtuluşumuz adına, ne yapıyoruz? Bu topraklar Kanla yoğruldu diyoruz. Satışına izin veriyoruz. Yazık. Belli sürelerle kullanma izni verilebilir amma, satılması doğru değil. Üretim araçlarımızı, Fabrikalarımızı, Bankalarımızı, her şeyimizi satıyoruz.
Bu şehit kanı ile yoğrulmuş toprakları bir bedel karşılığında satılması doğru olsaydı, en iyi bedel o günkü şehitlerimizin hayatta kalarak, Vatanı, düşmana satması olmaz mıydı? Onlar satmadılar, uğruna öldülerse, benim ne hakkım var satmaya?
Vatan toprağını satarak hayatını idame ettirmeye çalışan insanımıza yazıklar olsun.
Buna dur demeyen siyasilere yazıklar olsun. Çizmeleri ile giremeyenlere paraları ile girme izni verenlere yazıklar olsun. Ekmek parası telaşına düşmüş olayların farkına varamayan, işgali göremeyenlere, görüp de mücadele etmeyenlere de Yazıklar olsun.
Mehmet KIZILASLAN 2010-03-18