Bir dönem bütün gençlik memleketinde olan bitenden haberdardı. En küçük bir yanlışta ayağa kalkar müdahale ederdi. Hoş en küçük yanlışı yapanlarda onlara müdahale ederlerdi ya. Gençlik yinede yılmaz, her tür baskı ve zulme hatta işkenceye rağmen gerekli gördüğü şekilde mücadelesini sürdürürdü.
Yetkili ve etkililer hemen bir çare buldular, hemen bir ya da birkaç karşı örgüt kurdurdular. Birbirlerine düşman sanki çok başlı canavar yarattılar, ülkemde.
Oysa ki her genç vatanı için mücadele veriyordu. Vatanda yaşayanların bunun farkında olması gerekmez miydi? Onlar bu gençlerin bir kısmını meşru müdaafa yaptığını söylerken, karşı fikirdeki gençlere ise Anarşist, hatta Vatan haini diyordu. Bundan yararlanan etkili ve yetkililer her iki taraftaki gençlere yapmadıklarını bırakmadılar.
Bu kadar mı eziyet edilir gençler? Bu kadar mı ezilir, hasta edilir, işkencelerde öldürülmek neyse ne ama, korkularıyla, yaşamakla ölüm arasında bırakılır bir millet? Yarısı sakat, yarısı marazlı, yarısı özürlü, yarısının ciğerleri sulu, yarısı ciğersiz, KORKAK.
Yarısı suskun, yarısı hasta, yarısı isyankar ama nereye haykıracağını bilmeyen bir nesil yarattılar.
Tepe, tepe kullanacakları bir ülke yarattılar. Korkak suskun ve sinmiş Millet yarattılar. Hiçbir yanlışa dur deyemeyen, “köpeksiz kocaman bir köy” yarattılar.
Konuşan gençliğini mi susturdular, yoksa içine kan akıtan millet mi yarattılar. Yoksa hala farkında olamayacak kadar korkak bir nesil mi?
Elinden hiç bir şey gelmeyen, ya da gelmeyeceğine inanan bir nesil kadar, vahim bir nesil, vahim bir topluluk haline getirdiler, Vatan toprağı üzerindekileri. Millet denilmekten rahatsız oldukları kadar, millet olamaya yüz tutmaya başladığında, korkanların oyunu ile Millet olamayan insan topluluğu yarattılar. Kimileri buna güruh der.
Güruh olmakla Millet olmanın arasında kalmak kadar kötü bir şey var mı acaba?
Haydi bir şeyler yapmanın zamanıdır. Bölünmeden birbirimize yan gözle bile bakmadan, bizleri bu hale getirenlere ve onlara uşaklık edenlere rağmen; “Millet olmanın zamanıdır”. Biz Türk üz, Biz Türkiyeliyiz, Biz Anadoluluyuz, Biz Küçük Asyalıyız. Anadolu da yaşayan tüm uygarlıkların sahibi ve mirasçısıyız.
Hani derler ya binlerce süzgeçten geçmişçesine, imbikten damlayan damlacıklar gibi arı, duru olmasak bile, farklılıklarımızla zenginiz, biz hepimiz bu toprakların insanıyız, biz Anadoluluyuz, Biz Türk üz, Biz Türkiyeliyiz.
Gelin bir olalım bir şeyler yapalım. İşimiz üretmek olsun. Üretim araçlarımızı, Topraklarımızı, fabrikalarımızı, bankalarımızı, limanlarımızı, tersanelerimizi, Postanelerimizi, geri almak için bir olalım.
Önceliğimiz Üretmek, Vatan, Bayrak ve Topağımızı korumak olsun. Dinimizi elimizden kimseler alamaz zaten. Gelin canlar, bu travmalar kurbanı nesilden, güçlü bir nesil yaratmanın yolu üretmekten geçiyor, üretelim. Üreten insanın, başaran insanın kendine güveni olur. Kendine güveni olan insanların gücü her engeli aşar. Bizim yeniden Millet olabilmemizin yolu Üretimden geçiyor. Üretebilmemiz için kendi kaynaklarımıza ve kendi gücümüze dönmemiz ve güvenmemiz gerek.
Ben üretim seferberliği içindeki Vatanımı özledim. Ya Sizler? 2009-05-30