600 yıllık Osmanlı Devlet tecrübe sine,100 yıla yakında Cumhuriyet tecrübemize rağmen ne gariptir ki hala her alanda bir türlü barışı sağlayamadık. Olur mu böyle şey gayet güzel huzur içinde yaşayıp gidiyoruz. diyorsunuz, biliyorum. İyide sevgili kardeşim, bir iş verene; Çalışanlarının hiç birisinin sevmesini sağlayamadık. Vergi memurları ile iyi geçindiremedik .Müşterilerinin gözünde istenilen güzellikte görünmesini sağlayamadık.
Devlet dairelerinde çalışan kardeşlerimize ise; özel sektördeki insanımız (benim memurum işini bilir) türünden bir gözle bakıyor. Bu çok üzücü bir durum. Aynı kardeşlerimize Devlet dairelerinde işini gördürmeye gelen vatandaşımız(Bugün git yarın gel) sözlerinden dolayı kırılıyor.
Gariban köylümüz ise; Hem memurlarımız tarafından hem esnafımız tarafından, 3 ay çalışan ve12 ay yiyen Çok kazanan, az,hatta hiç vergi ödemeyen gözü ile bakılıyor.
Bu bakış açıları aslında benim burada yazdıklarımdan daha ağır daha suçlayıcı nitelikte olduğu içindir ki bir türlü İnsanımız birbirine sıcak duramıyor.
Bu düşünce tarzı ; eğer Milletimizi oluşturan etnik guruplar dan olmanız halinde (Vay efendim Ben şu olduğum için bana bunu yapıyorlar. Vay efendim elime fırsat geçince ben göstermez miyim.) gibi bir feryada, hatta isyana dönüşüyor .
Ben deniz 6 yıl Devlet memurluğunda 20 yılı geçen bir süredir de özel sektörde çalışmaktayım. Amcam ve yakınlarım dan bazıları tarımla uğraşmaktalar .Hepimizin durumunu çok iyi biliyorum. Ne devlet sektöründe çalışan kardeşlerimiz dışarıdan görüldüğü gibi. Ne özel sektördeki vatandaşımız diğerlerinin gördüğü gibi . Nede köylü vatandaşımız hepimizin gördüğü, ya da sayın bakanın GÖZÜNÜZÜ TOPRAK DOYURSUN dediği gibi, bol kazanç içinde değiliz.
Peki bu düşüncelerin sebebi ne? Ülkemizdeki her kesimin yeterli kazanç elde edememesi, Ya da üretimden gelen artı değerin ADİL PAY EDİLMEMESİ. Hepimiz zannediyoruz ki Özel sektör deki küçük büyük herkes istisnasız “deveyi havuduyla götürüyor”. Halbuki küçük sanayici yanında çalıştırdığı işçiden ve devlet memurundan daha güç durumda. İşçimiz memurumuz ise; Orta çağdaki KÖLE ler den daha kötü durumda.Çünkü o çağda köle sahipleri ,kölesinin ,yatacak yerini ,yiyeceklerini, sağlığı için gerekenlerin tümünü sağlamak zorundaydı.Ya şimdi? İşçimiz, memurumuz, köylümüz, küçük esnafımız ,küçük sanayicimiz ömürlerinin sonuna kadar bunlara sahip olabiliyor lar mı? Çok az bir kısmı olabiliyorlar. Neden? Çünkü bunlara da bu fırsat verilmezse sisteme karşı isyan çıkar. Sistem şöyle düşünmemizi sağlıyor(bakınız isteyen istediğine sahip olabiliyor. O halde çok çalışırsanız sizlerde sahip olabilirsiniz)
Halbuki kapitalizmin yönettiği ülkelerde her halukar da kazanan BÜYÜK SERMAYE dir Bizim bir birimizi düşman gibi gördüğümüz İşçi, Köylü, Memur, Küçük esnaf, Küçük sanayici hepimiz sistemdeki kazancın sadece yüzde 5 ini paylaşırken, Büyük sermaye sahipleri yüzde 95 ini götürmektedirler. Değerli okuyucularım olayın çözümü ne? Gerçekten öğrenmek ve katkıda bulunmak istiyorsanız; Öncelikle aynı sınıftan olan her birimiz diğerimize sahip çıkabilecek kadar dost olduğumuzu bileceğiz. Çıkarlarımızın ortak olduğunu kabul edeceğiz. Birbirimizle kenetleneceğiz. Asla yaygın medyanın dolduruşuna gelip birbirimize düşmeyeceğiz. Biz düşman değil hepimiz kardeşiz bunu asla unutmayacağız.