Bayramlarınızı kutlamak için yazacaktım bu yazımı, ama manşetlere düşen Işık Koşaner konuşmaları nı okuyunca kararımı değiştirdim.
Yazımın sonunda yine Bayramlarınızı kutlayacağım ama, bayram boyunca düşünmeniz gereken ve gerekirse eşinizle dostlarınızla konuyu tartışmanızı sağlayacak bu yazıyı yazmaya karar verdim.
“ Bir ülkenin ordusunun nüfusu, Bir Milyonu aştıysa O Ülkeye İşgal ordusu gerekmez, zaten işgal edilmiştir” diye bir yazı okumuştum kimin söylediğini bilmiyorum araştırma gereği de duymuyorum.
Bu sözü defalarca çeşitli ortamlarda konuştuğum ve tartıştığım olmuştur. Hepimizin beyinlerine Ordumuzun Dünyanın Üçüncü büyük ordusu olduğu anlatıldı durdu. Bununla övündük bununla büyüdük.
Çin ordusu dünyanın en büyük ordusudur. General sayısı 120 kadar dır bu sayının çokluğundan indirime gitmeye çalışmaktadır. Çin ordusunun büyüklüğü onu dünyanın patronu yapmamıştır. Çin dünyanın hakimi değil hamalıdır.
Amerikan ordusu sayısal olarak belki bizim ordumuzun yarısıdır. Ama niteliği nedeniyle ABD dünyanın patronudur.
Bizim ordumuz, Bir Milyon cıvarındadır. General sayısı 312 gibidir. Bu kadar çok askere ve bu kadar çok generale rağmen içler acısıdır ki Bir avuç eşkiyanın hakkından gelememişlerdir.
Adları 10 yılda bir darbelere karışmış. Asıl işini gücünü bırakmışlar seçilmeden memleketi yönetme sevdalısı haline gelmişlerdir. Seçimlere katılma cesareti gösterenler ağızlarının payını, hezimete uğrayarak almışlardır.,
Seçimle iktidara gelemeyeceklerini ezelden beri anlamış olmalılar ki her seferinde beğenmedikleri yönetimleri, gizli ve ya açık darbelerle indirmeye kalkışmışlar, başardıklarında, kendisi gibi düşünmeyen Millete kan kusturmuşlardır.
Hepimiz “Ordusuz devlet olmaz” diye, beşikten mezara kadar bu sözle büyüdüğümüz için bu sözün doğru olup olmadığını düşünmedik bile. Daha ileriki günlerde bunu da sizlerle tartışmak istiyorum. Bugünkü konumuz bu değil.
Hiç düşündünüz mü, benim ülkemde Seçilmiş iradeye karşı silahı elinde bulunduranlar neden dolap çevirme cesareti bulurlar?
Seçilmiş irade kimi temsil eder?
Milleti değil mi?
Bu millet seçimle kendisini yönetecek iktidarları belirlediyse, Bu milletin iradesine karşı tavır aldığını bilmez mi bu darbeciler? Millete hakaret ettiğini bilmezler mi bu efendiler?
Bilirler elbette.
Cesaretleri nereden gelir o zaman?
Ellerindeki silahlardan mı?
Peki onlar bu silahı ve eğitimi kimin paralarıyla aldılar?
Milletin paralarıyla değil mi?
Neden aldılar?
Vatan savunmasında kullansınlar diye değil mi?.
Vatan savunmasını adam gibi yapıyorlar mı?
Ne yazı ki hayır bir avuç eşkiyanın hakkından bile gelemediler değil mi?
Yıllarca irtica eylem planları hazırlayana kadar, kasabı manavı fişleyene kadar, bir tane bile PKK yı bitirme eylem planı hazırlamamışlardır.
Terör örgütlerinin hakkından gelemeyecek güçsüzlükteler midir?
Hayır güçleri bir çok devleti kendi topraklarımıza bile katabilecek durumdadır.
Peki o zaman ne istiyorlar?
Efendiler İşte sorulması gereken soru bu Peki o zaman ne istiyorlar?
Maaşlarını Milletimin ödediği, ellerindeki silahları Milletimin parasıyla aldığı, İçlerinde bulundukları şan şöhret ve depdebeli hayatı Milletimin yoksulluğuna rağmen Milletimin imkanları ile yaşayan bu Darbeci güruh ne istiyor?
Her şeyin sahibi Millet iken, Çalışan üreten ve Devletini muasır medeniyetler seviyesine taşıyan Millet iken; Kendisini Millet den üstün sayan bu zihniyet bu cesareti nereden alıyor?
Bu soruların cevaplarını bayram boyunca tartışmanız dileğimle, Ramazan Bayramlarınızı en içten duygularımla kutlar, Allahın gelecek sene bu günleri daha huzurlu ve mutlu ortamlarda ulaştırmasını dilerim. Saygılarımla.
Mehmet KIZILASLAN. 28-08-2011