Diyarbakır’da bir askeri kışlanın önünde her gün atık ekmekleri toplayan yaşlı bir ninenin hâli komutanın dikkatini çeker. Nineyi yanına çağırtır. Ancak nine Türkçe, komutan Kürtçe bilmediği için bir süre anlaşamazlar. Kürtçe bilen bir askerin tercümanlık etmesiyle aralarında şu konuşma geçer;
Komutan: Teyze neden atık ekmekleri topluyorsun? Bu kadar mı ihtiyaçlısın?
Nine: Yok Evladım, Allah’a çok şükür paramda var, pulumda. Ancak% Benim 5-6 yaşlarında bir torunum var. Amansız bir hastalığa yakalandı. Doktorlar çare bulamadılar, sonra ilmine ve irfanına güvendiğim bir hocaefendi dedi ki% “Askeriye peygamber ocağıdır, ekmeği derde şifadır, her gün oradan ekmek al ve torununa yedir, inşallah hiç bir sıkıntısı kalmayacak”
Komutan: %Duygulanır ve gözleri dolar% Teyzeciğim mâdem öyle, bundan sonra atık ekmekleri toplama. Sen her gün gel, ben sana buradan ekmek verdireyim.
Nine: O nasıl söz evladım. “Muhammetlerin hakkını torunuma yedirirsem bunun hesabını Allah’a nasıl veririm?”
Diyarbakırlı ninenin “askerin hakkıdır” diye bir dilim ekmeğe bakış açısı, Hantepe’de gözler önünde şehit olan 7 askerimizin hakkını bana düşündürdü. Eli, ayağı öpülesi ninemizin ihlâs ve samimiyeti karşısında bir utanma duygusu sardı beni.
Hantepede ki 1,5 saatlik karakol baskını HERON tarafından genelkurmay karargahı dahil 30 askeri noktadan canlı canlı seyredilmesi ve yardım adına bir tek adınım atılmayışı karşısında, insanlığımdan utanacak hâle geldim. Sukut ikrardanmış. Konuyla ilgili hiçbir açıklama yapılmaması suçu kabullenmenin ta kendisidir. Ancak bu durum karşısında 4 kıtada at oynatmış bir milletin derin sûkutu beni çok utandırıyor.
Utanıyorum Allah’ım, senin için şehadet şerbetini yudumlamış 7 şehidimizin hakkı adına hiçbir söz söylemeyenleri gördükçe şanlı Türk tarihinden UTANIYORUM
Niğbolu meydan savaşında Doğan Bey isimli komutanının çember içine düştüğünü gördüğünde “Dayan bre Doğan’ım, yettim hele” diyerek atını mahmuzlayan Yıldırım Beyazıt’ın rûhaniyetinden UTANIYORUM.
Maaş zamları 5 olamadı da 3 oldu diyerek, tütün baş fiyatını beğenmeyerek, ”Mahsulümüzü dolu vurdu hani bize yardım?” diyerek, Fındık alımlarındaki rakamlardan hoşlanmayarak hakkını aramak adına hükümete baş kaldırdığı hâlde, bu 7 şehidin hakkı adına ses çıkarmayanlardan dolayı UTANIYORUM
Malazgirt savaşında, şanlı Türk ordusu karşısında, ordusu bozguna uğrayıp darmadağın olduğu hâlde “Bizans’ın şerefidir” diyerek atının üstünde, tek başına sonuna kadar mücâdelesini sürdüren “Düşmanımın komutanı” Romen Diyojen’den bile UTANIYORUM.
“Zalîmler için yaşasın cehennem” diyen Nur Müellifinin “25 milyon milletimin %O zamanki Türkiye nüfusu% îmanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya râzıyım” cümlesindeki yüce milliyetçilik duygusundan UTANIYORUM.
Nerede Şehit cenazelerinde bağırıp çağırarak ortalığı velveleye veren Türk yiğitleri? Nerede Mavi Marmara gemisindeki vatandaşlarımızın hukuku adına sokağa dökülen mücâhitler? Nerede tekel işçilerinin hakları adına yazılar kaleme alan ediplerimiz? Ozanlar neden suskun? Âşıklar neden söylemez? Şairler niye yazmaz? UTANIYORUM Allah’ım, hepsinden dolayı UTANIYORUM.
Yedi şehit Hantepe’de düşerken
Seyreden gözlerden UTANIYORUM.
Hasım, Hısım hiç fark etmez susarsa
Sizlerden, bizlerden UTANIYORUM…..Celâli
Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle tüm okuyucularıma sağlık ve afiyet diliyorum.
Saygı değer Celal Bey, yazınızı geç okumanın üzüntüsü içindeyim. Aynı sancıları çeken ve "Haksızlıklara karşı susan dilsiz şeytandır" cümlesiyle hareket eden. Susmayan, bir yazarım.
Sizi candan kutluyorum. Asker ocağının tekrar peygamber ocağı olmasını candan arzulayanlardanım.
Askerimize yapılan saldırılara seyirci kalan komutanların askerimizin içinden ayıklanmasını dileyenlerdenim.
Yüreğinize sağlık arkadaşım kaleminize sağlık.