Kene, Kuş gribi ve Domuz gribi, çağımızın vebaları sanki. Hiç birimiz nereden gelip nereye gönderildiğini tam bilmesek de, aklımıza, gelişmiş ülkelerin, geri kalmış ülkelere komplosu olabileceği endişesini sokuyor.
Bazılarınız gene mi komplo teorisi diyecek olabilirsiniz. Ancak beslenmesinde ara sıra beyaz et yiyebilen, geri kalmış ülke insanının elinden tavuk etini almalarını düşündüğümde bir türlü iyimser olamıyorum.
Çocukluğumuzdan beri toprak ve arazide yaşadığımız düşünülürse, hiçbir kimsenin kene ısırmasından öldüğünü duymadığımız elli yılı geride bıraktık, artık keneler adam öldürüyor. Biyolojik silah haline getirilen keneler adam öldürmeye devam ediyor.
Kuş gribi diye bir illet çıkardılar. Allah yarattı demediler ne kadar kümes hayvanı varsa yaktırdılar, ya da çeşitli yollarla itlaf ettirdiler. Bunlarla kim besleniyordu? Geri kalmış ülkelerin gariban insanları. Bu arada bu ülkelerdeki Kümes hayvanı üreticilerine ait ne kadar kümes ve şirketi varsa el değiştirdi.
Peki Domuz gribi dediklerinde neden Domuzları öldürmediler? Neden Domuz çiftliklerini kapatmadılar? Neden Domuz Çiftlikleri ve şirketleri el değiştirmedi?
Bunların cevaplarını bulmakta zorlanıyorum.
Biliyorsunuz bir genetik bilimi ve onun mühendisliği var. Bu mühendisliğin işlevini internet, aşağıdaki gibi anlatıyor.
Bilindiği gibi genler , bir organizmanın özelliklerini belirleyen kimyasal bilgiyi taşır. Genler değiştirilerek bir organizmaya istenilen özellikler kazandırılabilir. Genetik mühendisliği , bilimadamlarının genleri bir organizmadan alıp diğerine aktarmalarına imkan veren bir teknolojidir. Bu teknoloji ; nükleik asit hibridizasyonu , rekombinant DNA , PCR , hücre kültürü ve monoklonal antikor tekniklerini içerir . Bunlardan en başarılı ve yaygın olan rekombinant DNA tekniği ; restriksiyon enzimlerini kullanarak “gene splicing” de denilen DNA’nın istenilen bölgesinin kesilip çıkarılması ve kesilen parçanın ligaz enzimi kullanılarak “vektör” adı verilen taşıyıcı bakterinin plazmidine yapıştırılması işlemlerini içerir. Daha sonra plasmid bakteri içine yerleştirilerek rekombinant DNA’nın normal hücresel aktivitesine devam etmesi sağlanır. Bugün genetik mühendisliğinin bitki ve hayvanlarda uygulanmasıyla daha iyi ve sağlıklı yiyecekler, daha güvenli temiz bir çevre ve sağlık alanındaki gelişmeler insanlara sunulmuştur. Altıncı maddeye inanmıyorum. Bu madde insanları kandırmak için yazılmış. Bildiğiniz üzere, ani ölümler, çok çeşitli, adını bile koymaya fırsat bulamadığımız hastalıkların sebeplerinin ne olduğunu zannediyorsunuz ki?
Nisa Suresinin 119. ayetine bir bakalım “ Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, şüphesiz onlara emredeceğimde Allah ın yarattığını değiştirecekler.” Dedi. Kim bu diyen biliyor musunuz? Şeytan.
Efendiler genetiği ile oynanmış besinler ve yine genetiği ile oynanmış canlılar bizim sonumuz olacak Çekirdeksiz domatesler, kısır karpuzlar, hormonlu üzümler, aklınıza gelen bütün yiyecek ve içeceklerimiz sağlığımızı tehdit ediyor. Doğal eski bildiğimiz gibi besinler ve tohumlarını koruma mecburiyetimiz var gibime geliyor Sağlıcakla kalın nasıl kalınacaksa?