edipler.com

Anasayfa > Köşe Yazıları
Gönderen
Nermin Aydın tarafından 21.05.2009 tarihinde eklendi. 352 kez okundu.

Beğeni Puanı

Favorilerime Ekle Favorilerime Ekle

Paylaş Facebook' da Paylaş

İŞTE GURBETTE HAYAT




BAŞIMDAN GEÇENLER AMAN DİKKAT SAKAT KALMAYIN


Dünyanın küreselleştiği ve sermayenin çevrelediği, işsizliğin arttığı, çevreye olan duyarsızlığımızla tarımsal yönden kıtlığa doğru gidilen bir ortamda geçim şartları da, yaşamı oldukça zorlaştırıyor.
Bu zorluklar içinde yaşam enerjinizi hiç kaybettiğiniz oldu mu?
Yaşam, sizin için eğer bir hayat köprüsüyse, hiç takıldığınız, hatta çoşkun suların içine düşmeye yakın oldunuz mu?

Evet! gurbet nedir bilir misiniz? Yaban ellerde yüreğiniz hiç yabancılaştı mı? Buram buram memleketin kokusu yüreğinizi hiç yaktı mı? İşte İsviçre de yaşayan yabancılar olarak yaşamımızda önümüze çıkan bu köprüde, vatan hasretiyle yaşamı kabullenmekten başka çaremiz mi kaldı ki? Yaşam köprüsünün, ne bitimine nede başına geri gelebiliyorsunuz. Ben bu köprünün ortasında debelenip duruyorum!...
İşte gurbet önce benim kalbimi zorladı. Vatan hasreti ile atan yüreğim, fazla dayanmadı. Sene 2004 ve uzun zamandan beri süre gelen şikayetlerim yüzünden aile doktorum beni, Zürih Üniversite Hastahanesine gönderdi. Oradaki hanım uzman Doktor yapılan muayeneden sonra Anju olmam gerektiğini belirtti. Yapılan
anjudan yeterli sonuç alınamadığında, acilen baypas son çareydi.
Doktor hanım karar verebilmek için bir üst doktorunu çağırdı.
Gelen Doktor bey raporlara şöyle bir göz ucuyla baktıktan sonra, artık
benim için hiç bir şey yapmak istemediğini, daha doğrusu gerek olmadığını ve bir sürü hasta sırada beklediğini söyledi. Doktor hanımın
kalp amelıyatı olan hastaların yüzde yetmişinin 70 yaş
üzeri olduğunu hatırlatması üzerine, "bunun için değmez
bedava masraf yapmak istemiyorum" demesi üzerine; doktor hanım,
bu hastam daha henüz 49 yaşında, böyle bir karara karşı
olduğunu gerekirse kendisini şikayet edeceğini belirtti.
Daha sonra dışarıya çıkarıldığımda konuşmaları içeriden devam ediyordu. Ertesi gün ben kalp ameliyatı olmak üzere hastahaneye yatmıştım.


Ameliyatın beşinci günü odamızda duran öğrenci kızın, bana çok
kötü davrandığı için şikayet ettim. Orada bulunan Alman Doktor,
benim sinirlerimin bozuk olduğuna karar vererek, beni apar topar
psikiatri kliniğine yolladı.


Günlerden Cuma ve akşam saatleri olduğu için Pazartesi gününe kadar
orda kaldım. Bu süre içinde de hiçbir tedavi görmedim. Yaralarım şeker hastası olduğum için iltihap yapmıştı. Pazartesi sabahı gelen doktor bey benim burda ne işim olduğunu benim hastahanede tedavi görmem gerektiğini söyleyerek (vald spital)li tavsiye etti.


(Vald) hastahanesinde kaldığım 3 hafta boyunca yaralar sadece
üstten temizlendiği için vücudum balon gibi şişmişti. Acilen Üniversite hastahanesine ikici bir ameliyat için tekrar gönderildim.
Göğsüm tekrar açılarak kemiklerimin iltihaplı yerleri kesildi sol
köprücük kemiğim, artık vucuduma bağlı değildi. Sol kolumla
fazla birşey yapamaz hale gelmiştim. Gögüs kafes kemiklerimin ise yarısı tutmuyordu. Sakat kalmıştım...


Daha sonra Uster hastahanesi`nde üç ay antibiotik tedavisi gördüm. Fakat Tremli Hastahnesi`nde bulunduğum bir ay zarfında ise
kemiklerin birleşimi için hiç bir şey yapılamıyacığını ve artık
acılarla yaşamayı öğrenmem gerektiği söylendiğinde beynimden kaynar sular dökülmüştü. İşte bu an yaşam köprüsünde kemiklerim un ufak olmuştu. Canım bir daha acımıştı. Yüreğim artık yaralanmış, sakat birisi olarak yaşam köprüsünde öylece asılı kalakalmıştım. Mahkeme çabalarım da boşa çıkmıştı. Çünkü ben bir yabancıydım...

İşte gurbette hayat...
Bir çoğumuzun başından bunun gibi bir çok şeyler
mutlaka geçmiştir.


Diğer tarafta ise, zorlukların "insanı insan yapan"
değerler olduğuna inanmak vardır.
Her çileli viraj, hayat köprüsüne daha bir
sıkı tutunmayı gerektirir. Son gününüz gibi yaşayın.
Kimsenin ne kadar ömrü olduğunu bilmesi mümkün değil.
Ne yazık ki hepimiz, sonsuza dek yaşayacakmış gibi davranırız.
Yapmayı çok istediğimiz şeyleri erteler dururuz.
Son gününüzmüş gibi derken, her şeye kayıtsız kalın,
sorumluluklarınızı bir yana bırakın denilmek
istenmemektedir fakat esas amacım da; " yaşamın değerini" sizlere hatırlatmaktır.
Ufak şeyleri lütfen dert etmeyin! Kendinize çok, ama çok değer verin.

Sevgilerimle Nermin AYDIN



Yapılan Yorumlar [ SİZ DE YORUM YAZIN ]


Hilmi Coşkun
Mesaj Sayısı :13
Kayıt Tarihi :11.04.2009

 
21.05.2009 06:42:02  

Paylaşımınız için teşekkür ederiz Nermin hanım




Adınız Soyadınız  
E-mail Adresiniz  
Arkadışınızın Adı Soyadı  
Arkadaşınızın E-mail Adresi  
Mesajınız  
     
    Arkadaşıma Gönder 

Benzer İçerikler
İçerik Adı Gönderen Tarih
İŞTE GURBETTE HAYAT Nermin Aydın 21.05.2009

E-Mail :
 
Şifre :
 
   Beni Hatırla
Üye Ol | Şifremi Unuttum

Radyomuzu Sitenize Ekleyin

Köşe Yazıları
Mehmet Kızılaslan
UYKULARIM KAÇIYOR
Nermin Aydın
Geleceğimizi çalanlar
Hayrettin Taylan
Gönül ile Aklın Felsefi Haspihali
Celalettin Tokmak
Diyarbakır' lı Nineden Utanıyorum
Ertuğrul Erdoğan
Bakanım, Çiçekleri Soldurmayın
Mehmet Kızılaslan
1958 yılının cumhuriyet Bayramı sabahı Manisa n
Son Eklediği 5 İçerik:
UYKULARIM KAÇIYOR
BİZ ASİLİZ YETER ONLAR VEKİL YETMEZ
ALLAH RAZI OLSUN FRANSA
SAVAŞ TÜRKİYE TOPRAKLARINDAMI OLACAK
DOĞAL GAZ ŞÖLENİ ÜZERİNE % size acıyorum %


 

Ana Sayfa | Telif Hakları | Yardım | Site Kuralları | İletişim

2009 © Copyright edipler.com  Tüm hakları saklıdır.

6778508
Bu sitede Met-Ay Bilişim tarafından hazırlanmıştır.