edipler.com

Anasayfa > Köşe Yazıları
Gönderen
Ertuğrul Erdoğan tarafından 15.02.2010 tarihinde eklendi. 133 kez okundu.

Beğeni Puanı

Favorilerime Ekle Favorilerime Ekle

Paylaş Facebook' da Paylaş

MEZURINIZ VAR MI?



 

         “Sevgililer Günü”nde de sevimsizliği kaleme almak istemem. Bugün, güzel sözcüklerin kulakları tırmaladığı, bakışların anlam kazandığı, yüreklerin bir başka çarptığı, hediyelerin gönülleri fethettiği, “Sevgililer Günü”. Sakın ola ki, bugünü unutup, diğer günleri “ Sevgisizlik Günü” olarak ilan etmeyin!..

         Bugün sevdiklerinizle “Fiziksel Alanı” istediğiniz gibi kullanabilir onun keyfine varabilirsiniz. Sevdiğinizin kulağına şarkıların en anlamlısını fısıldayabilir, onu bir çiçek gibi koklayabilir, dudağına bir buse kondurabilir, isterseniz, güzel bir romantik gecenin ardından aşk mabedinizde, geleceğinizin meyvesinin temellerini bile atabilirsiniz!

         “Fiziki Alan” kavramı artık günlük hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor. İş yerinde veya yaşamın her hangi bir yerinde bayanlara yaklaşım alanını bilmeyenimiz yoktur! Şimdi buna birde “Vekile Fiziki Yaklaşım Alanı” eklendi. Bundan böyle bence her milletvekili, yanında “Mezura” taşımak zorunda kalacak! Eski nesil bu sözcüğü bilir ancak yeni nesil bilmediği gibi “O da neymiş?” diyebilir. “Mezura” öyle sandığınız gibi kötü bir şey değil. Şöyle katladınız mı, cebinize bile sığabilir cinsten. Terzilerin ellerinden de hiç düşmez. Onu omuzlarında gezdirirler. 1,5 metre uzunluğunda şerit metredir. Sarı zemin üstüne siyah rakamlar ve çizgilerden oluşur ve en ünlü yapımcısı da Batı Almanya’dır.

         Son günlerde TBMM’de yaşanan kavganın ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Milletvekillerine bir metreden fazla yaklaşmayı yasakladı. Cebinde mezura taşıyan vekillerin bir de mezura yerine tahta cetveli masalarının altında hazır kıta beklettiklerini düşünün. Allah korusun! 99 cm yaklaşanın kafasına “Küttt” diye yerleştirilmiş bir cetvel ve ardından gelişen istenmeyen olaylara sahne olmuş meclis, bir anda muhabere alanına dönüyor! Şu Almanlar işi gerçekten iyi biliyorlar. Sanki bugünleri düşünerek o mezurayı imal etmişler, değil mi? Benim yine de şu mezura yönünden kuşkum var. Türkün mucizeleri bitmek bilmez. İşin kötü tarafı, biz bu mezuraları “Yahşi Batı” filmindeki gibi kement şeklinde kullanmaya kalkarsak, maazallah! Bunu hayal bile edemiyorum. İktidar milletvekili konuşma yapmak için tam kürsüye gideceği sırada, arkadan muhalif milletvekilinin mezura saldırısıyla yere kapaklandığını ve yüzünü, gözünü dağıttığını bir düşünsenize! Alın size durup dururken istenmeyen bir olay!  Meclis Başkanı olaya el koyup, mezurayı atan vekile sorar% “ Neden mezurayı vekilin ayağına doladınız?” Vekil hemen yanıt verir% “ Bir metre kıta sahanlığımı ihlal etti”.  Birde mezurayı birbirlerinin suratlarına savurduklarını düşünün. Alın size işte büyük tehlike!  Allah korusun mezuranın uçlarındaki demir parçası vekillerin suratlarını ne hale getirir? İnanın oy verdiğiniz vekillerinizi bile tanıyamazsınız!

         Neyse mezurayı bir kenara bırakalım. Hayali bile kötü olmaya başladı!  Siyasetçiler ekonomiyi hallettiler, şimdi de psikolojiye soyundular! Herkes birbirini potansiyel hasta görmeye başladı. Yine MHP Başkanı’ndan Başbakan’a “Dunning Kruger Sendromu” teşhisi konuldu. Birçoğumuza yabancı olan bu sözcüğün ne anlama geldiğini bende merak edip, araştırdım. Bunu da sizinle paylaşmak istedim%

         Cornell Üniversitesi’nde görevli psikologlar Justin Kruger ile David Dunning’in tarihe geçmelerine ve 2000 yılında Nobel ödülü almalarına neden olan tanı “Cahil Cesareti” olarak tanımlanıyor. Gelin teoriyi biraz daha açalım. “Cehalet gerçek bilginin aksine bireyin kendine olan güvenini artırır” deniyor ve sonuçta şu bulgulara ulaşılmış%

·        Niteliksiz insanlar, ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler,

·        Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedirler,

·        Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp, anlamalarında acizdirler,

·        Nitelikleri, eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliklerinin farkına varmaya başlarlar.

         Nitelik ve niteliksiz sözcüklerinizden başınız döndü değil mi? İşte hayatımızın her alanında, her kesiminde karşılaştığımız “ Niteliksiz İnsan”lar. Onları,  yönetici,  eş, çalışan,  oy veren ve siyasetçi gibi hayatımızın her alanında görmek mümkün.

         “To Be Or Not To Be” yani “Olmak veya Olmamak” bütün mesele bu olsa gerek. Türkiye’nin sorunu sanırım İngiliz yazar William Shakespeare’nin bu ünlü sözünde düğümleniyor. Nitelikli yani kaliteli insan yetiştirebilmek en büyük sorunumuz olsa gerek.

         Sizlere bir ülkeden örnek vermek istiyorum. Şu anda eğitim ve gelişmede ön sıraları yakalayan Finlandiya 1917 yılında bağımsızlığını kazandığında çok fakir ve geri bir kuzey ülkesiymiş. Ünlü filozof Profesör Snelman ve arkadaşları Fin halkına sürekli eğitim vermiş ve bugünkü refah düzeyine bu çalışmalar sayesinde ulaşmışlar.

         Eğitimin önemini kavrayan uluslar fakirlikten kurtularak ekonomi, siyasi ve kültürel bakımdan gelişerek dünyada sözü geçen devletler kervanına katılmışlar.  “Kurtuluş Savaşı”nı kazanan Türkiye ise “Kültür Savaşı”nı ne yazık ki kaybetmiştir. Nitelikli bir hayat için Snelman gibi Profesörlere mi ihtiyaç var, dersiniz?

         Sevgilerimle

 

Ertuğrul Erdoğan

14 Şubat 2010

          


Yapılan Yorumlar [ SİZ DE YORUM YAZIN ]



Adınız Soyadınız  
E-mail Adresiniz  
Arkadışınızın Adı Soyadı  
Arkadaşınızın E-mail Adresi  
Mesajınız  
     
    Arkadaşıma Gönder 

Benzer İçerikler
İçerik Adı Gönderen Tarih
MEZURINIZ VAR MI? Ertuğrul Erdoğan 15.02.2010
ADİDAS IN VAR MI? Ertuğrul Erdoğan 18.04.2010
TÜKÜRDÜKLERİNİ YALAYACAKLAR MI? Mehmet Kızılaslan 02.08.2011

E-Mail :
 
Şifre :
 
   Beni Hatırla
Üye Ol | Şifremi Unuttum

Radyomuzu Sitenize Ekleyin

Köşe Yazıları
Mehmet Kızılaslan
KALDIRIN 19 MAYISI
Nermin Aydın
İzlenmesi gereken yol
Hayrettin Taylan
Gönül ile Aklın Felsefi Haspihali
Celalettin Tokmak
Diyarbakır' lı Nineden Utanıyorum
Ertuğrul Erdoğan
Bakanım, Çiçekleri Soldurmayın
Ali Avşaroğlu
Son Eklediği 5 İçerik:
Gücüm yetmiyor
Yoksun
Avşaroğlu Nermin Önbaş %Aydın% MSN yazışması
Bilmemki Nesin
Yandım Hasretinden Sevgilim Yandım


 

Ana Sayfa | Telif Hakları | Yardım | Site Kuralları | İletişim

2009 © Copyright edipler.com  Tüm hakları saklıdır.

6632168
Bu sitede Met-Ay Bilişim tarafından hazırlanmıştır.