Katran karası bir kabusun içinde Henüz alevi sönmeyen Bir ateş parçası sanki yüreğim Korlanmayı bekleyen Gittiğinden beri, Hem öksüz hem de yetim kalan yanlarımı Dolduramadığım bir heyhulâ içinde Şimdi acılarımın hadde değdiği yerdeyim. Damla damla damlayan bir su gibi Biriktirdiğim denizlerimi Neden değil de,nasıl sevdiğimi Ah! ... Bir Allah bir de ben bilirim. Adını koymadan yarattığım, Bazen bir karıncanın su içebileceği kadar Sakin ve sığ, Bazen de ağır sevda yüklü gemilerin Geçebileceği kadar derin denizlerimde Yanına yaklaşınca, şekilden şekle giren bir omurgasız, Bazen de görünmemek için lacivert boyalarını Etrafına bırakan korkak bir mürekkep balığıydın sen Hiçbir zaman gerçek yüzünü yakından göremediğim. Ve hatta; Anlamını hiçbir lûgatta bulamadığım Yanar döner bir hercaî, Suya şiirler yazan zavallı bir şair Susarak, dilini dişleriyle neşter kadar kesici Bileyleyen amansız bir dil ustası Yorgun kervanların başı, Çıkmaz sokakların karanlık karmaşası Her buluttan nem kaparak Bir bardak suda fırtınalar koparacak kadar usta bir dümenci Geçmişini,inkâr edecek kadar tarihsiz Ateşi,ateşle körükleyip Yakan, yıkan asi bir rüzgârın gölgesinden Başka bir şey değildin aslında, Kendini, kendin bile çözemediğin. Asi bir rüzgarın gölgesinde,suya şiirler yazan bir mürekkep balığı! ... Bundan sonra! Adın; Artık böyle anılsın!