Büyük devlet adamı ATATÜRK'ün ölümünün ardından 71 yıl geçmiş,hilafeliği kaldırıp laikliği getiren,''Benim mirasım akıl ve bilimdir''diyen bu büyük insanın şimdi bıraktığı Türkiye'ye baktığımızda,''Ben sanatın içine ederim''diyen bir sistemin yaratıcıları hakim değilmi?.
Cumhuriyeti kutladığımız 86 yılında bile,''Cumhuriyetin artık içi boşalrı anlamı yok''diyen birinin Cumhurbaşkanı,''Laiklik ne menem şeydir,laiklik değil ümmetcilik gelecektir''diyen birininde Başbakan olarak Cumhuriyete hakim olmalarını gördükce insanın içi sızlıyor.
Bir ülkede sanatı yaratanların özgür olmadıkları bir zamanda,kanunlara hakim olanların sistemi değiştirmeleri çok kolay oluyor,bunu iyi bilenlerin işte şimdi sanata bakışları,ve tüm Atatürk değerlerini değiştirmeye,cumhuriyetin anlamını gerçektende yok saymaka çalışmalarını görüyorum.Yarın ülkede bir ''Mitosasyon''yani bölünme yaşanırsa,sonrasında ülkenin yaşayacağı zor yılların nasıl acısı silinecek bunu şimdi düşünmek bile istemiyorum,gelecek Türkiye adına çok zor yıllar demek daha doğru olacak.Bu siyasi iktidarın şimdi istediği bu bana göre,yani ''Ilımlı sistemin içinde yer alacak olan inançların ülkesi''Kimse bu ülkede kimsenin inançlarına karışmadı,ibadet özgürlüğü olan bir başka ülke varmı acaba?.Ama şimdi Cumhuriyetten Atatürk'ten rahatsız olanlar bu sonu hazırlıyorlar,siz her şeye rağmen bir tarihide kurtuluş savaşının öneminide burada yok saymaya .çalışıyorsunuz,tarihi yok saymak o ülkenin bir gün yok olmasınının hazırlanması değilmidir?bunun sorumluluğunu nasıl alacaksınız acaba?
Sanata bakışın bile artık etkinliği yansımıyor Türkiye'de,ve özellikle uluslararası saygınlığımızın elçileri sayılan yabancı ülkede yaşayan 4 milyondan fazla Türk toplumu bile yürekleri sızlıyor şimdi,eğitimin sanatın etkileşimin kültürel etkinliğin çağdaşlığın çok geride kalmışlığından.Siz uyuyan bir toplum yaratırsanız istediğiniz her türlü sistemi yerleştirirsiniz mantığı var,yani''Karl Marx'' mantığının yaşandığı bir ülke yaratmışsınız şimdi.
Almanya'da yaşayan çok sayıda Tiyatro,edebiyatcı,yazar,şairimiz var.Bunlardan özellikle adını her seferde sıkcs ve onurla anlatmaya çalıştığım,ve bundanda çok büyük huzur bulduğum şairlerimizden birini kısaca yazmak istedim burada,adı ÖZER MERAL,evet bu değerli ozan şair şu anda 73 yaşında ,ve yüreğindeki Atatürk sevgisinden bir gün olsun kendini başka bir yere koymadı.her yerde Atatürk'e olan bağlılığını bağırarak haykıraray söylemekten kaçınmadı ayakta alkışlanması gereken bir usta şair özer meral.Almanya Yunus Emre Kültür Akademisinden aldığı onur ödülüde bu anlamlı saygınlığın bir ifadesi bana göre.Tam dört ödül birden almanın mutluluğunu yaşıyor şimdi bu değerli insan,Berlin uluslararası şiir ödülü,kapadokya kültür vakfı uluslararası şiir ödülü,Avrupa uluslararası şiir sanat ödülü,ve hepsindende değerli altın bir madalya,evet bir değerli şaire verilecek olan en güzel anlamlı ödül bu olmalı bana göre,madalyalı bir şair olmak,bunun saygınlığı manevi yükü ağır olmalı,Şair üstad ÖZER MERAL bu anlamlı yükü daha uzun yıllar yüreğinde sevenleriyle taşıyacak biliyorum.Şimdi öldü sanılan bu kıymetli insanın,yaşadığını görenlerin sevinçleride bu ödüller kadar anlamlı değilmi?ve tüm dünyanın artık tanıdığı bir değer olmak,ve boynunda taşıdığı altın bir madalyanın manevi sorumluluğunu bilecek kadar onurlu bir insan ÖZR MERAL.ve gelecek yıllar tanrı ona uzun huzurlu bir yaşam verecektir,ve tüm dünyanın onu alkışladığını görmekte bizlere bitmeyen sevincleri yaşatacaktır,Özer Meral ustayı ayakta alkışlamak bizlerin görevi olsa gerek,şimdi yakın bir zamanda aldığı tüm değerli ödüllerle birlikte,Altın madalyasını gözyaşları arasında boynuna taktığı andaki yaşayacağı duygu yüklü ödül töreninde bulunmayı bunun heyecanını şimdiden duyduğumu anlatmaya heyecanım yetmiyor sanırım.
İşte Türkiye'de bir sanatın şiirin öldü sandığı insanın kısacık yaşam hikayesi bu,ve daha özer Meral gibi ustaların kaybolup gittiğ yada bzilerin önları öldürdüğümüzü ne zaman kabul edeceğin bilmiyorum,Atatürk gibi değerleri bile resimlerini tozlu mahsenlere indirmekten zevk alanların,nasıl olursa sanata kalıcılık adına önem verirler bunuda onlara sormak gerek,biliyorumki hiç bir özeleştiride bulunamayacaklardır,bana göre anlamlı bir gazete olan EDİPLER bile her türlü destekten yoksun değilmi?Otsa çok güzel anlamlı bir görev üstlenmiş,yazarlara sanatçılara şairlere kucak açmışlar,onu desteklemek kültürel anlamdaki hizmetlerine destek olmak güç vermek bizlere düşen bir görev olsada,kendilerince Kültür bakanlığı olarak soruımluluk bende diyenlerin her türlü anlamda desteğini bu anlamlı güzel oluşumlara yakın olmaları gerekmezmi.EDİPLR işte o zaman çok daha farklı ve kalıcı çalışmalara açık olacaktır,sanata kültüre şiire hizmet verecektir.yeterki sanatın sanatçının önemini bilsin sistemi elinde tutanlar.Ama unutulmaması gereken bir gerçekte,Atatürk değerlerinin asla yok sayılamayacğı gerçeği,onun huzuruna asık yüzle içten kızarak kin ve öfkeyle çıkmamak,ona devrimlerine düşüncelerine bağlılığın sadakatin bu ülkleyi çağdaş değişimlerde kalıcı bırakacağıdır.Yoksa kaybolmaya başlamış bir Türkiye olmanın sıkıntılarını toplum olarak yaşamak zorunda kalırsak bu sonu görmeye belki bizlerin ömrü yetmeyecek ama gelecek nesillerde bu kaybolmuşluğu yeniden yaratamayacaklardır.Türkiye bu sonu haketmiyor.