Bilmezdim sonbaharın mevsimlerin en güzelini olduğunu,seni tanımadan önce.Bilmezdim yağmurlarda ıslanıpta avuçlarında yüreğimin ısınacağını,seni tanımadan önce.Hazanda dökülen kuru yapraklara basarken,gözlerindeki ela rengi görüyorum.Banklarda yağmurda ıslanırken pembe hayellerde seni yaşıyorum.Ben en çok sonbaharı seviyorum,çünkü seni bir sonbaharın,yaşamın kırık dumanlarında ,bedenimin iliklerine kadar titrettiği bir ayında tanıdım.İsmini kumlara yazdım,bir şişenin içinde aşk mektuplarını,savrulan rüzgarlarda dalgaların kucağına bıraktım.Sonra denize dalan o derin bakışlarımda seni düşündüm,meltem rüzgarlarının senin ılık dudaklarından getirdiği ıslaklığı öperdim.Akşamları gökyüzü parlement mavisine boyanırken,senin odanın ışığı yüreğimde ,güneşin ışığı gibi menzilindeydim.Hazanda yapraklar uçuşurken,hırçın rüzgarlarda,çiçekler gibi savrulurdum.Sonra aşkınla kızgın çöllerdeki kumların içinde kavrulurdum.Geçmek bilmeyen o hazin karanlık
Gecelerde ben özleminle ve senin güzel yüzünün hasretiyle yanarda savrulurdum.Sonbaharda suskunluğuma bakma,sen yüreğimdeki özlemleri ve sevgileri ,nerden bileceksin.Sen hiç ellerimden tutmadınki benim,senin sevişmelerinle hiç uyanmadımki ben.Denize savrulurken yüreğimdeki aşk küllerin,sonbaharın ılık meltemlerinde yeniden alevlenirdi.Rüzgarda saçların savrulurken ,ben hiç dokunamadımki,sen hazan güzeli,sen okadar aşılmaz dağların arkasındaydınki.Sen beni bulanık sularda arama,savrulan yapraklar misali,sana savruluyorum.Bilki,ey yüreği güzel,bal dudaklı aşk ateşinde kırmızı bir kor,sana yanmaya savruluyorum.Her fırtana öncesi sessizliği gibi susma,o derin ve manalı bakışlarınla,artık beni ya sev yada uçurumlardan savur.Ben sonbaharın bukadar sevgiyle dolu olduğunu bilmezdim,seni sevmeden önce.