Ayrılığın mührü vurulunca yüreklerimize Bir dizi mukayese geçti Canımda can,cismimde zan olmamış kalbimin üzerinden. Kararlarımızın nihayet bulduğu yerde Kendine bile ait olamamış İki iğreti insanın, İki iğreti yükünü sırtımızda taşımak Fark edemediğimiz bir zafiyetti belki de, İçten içe,içimizi kemiren. Savaş artığı nasır tutmuş yüreklerimizde Biz ne kadar olmasını istesek de Nedense hep sahte durdu Üzerimize dikilmiş bu elbise. Kim bilir; Belki de yüreklerimizdeki bataklıktı Öncelikle kurutulması gereken asıl bölge. Her şeyin önemini kaybettiği bir zamanda Boşluğu karanlıkların doldurduğu Sınanmanın geçersizliğin de, Kaygan bir zemin üzerinde Düşmeden, ayakta dik durabilmekti bence asl olan irade. Aşk dediğin felsefe Kalbe ve tene sayısız çağrılarla Sınırsız okşayışlar yaparak En mahrem yerlere Sessizce ve saygısızca sızmak mıydı yoksa? Oysa; Sevgi, sınırlandırılamayacak kadar özgür Aşk, meçhul bir karanlığı aydınlatacak kadar Işık olmalıydı yüreklerde. Olmadı! Olamadı! ... Hayat, zorlu bir sınavın En acımasız ve en çapraşık sorularıyla İmtihan ediyorken beni Üzerime gölgesi düşen bulutların ağırlığıyla ezilip Ruhu teslim ediyorken bedenim Işığa koşan pervaneler gibi Ateşine düştüm. Vebalim ve hükmüm elinden oldu! Yandıkça yandı,kanadıkça kanadı Sonunda; Öldü kalbim.