Türkiye'nin sivil bir anayasaya, toplumsal mutabakata
dayalı bir anayasaya gerçekten ihtiyacı var.
Bağımsız yargı çerçevesinde, anayasanın kurallar bütünü
dâhilinde, hiç bir fikirden etkilenmeyen, dil, din, ırk,
cinsiyet gözetmeden tüm toplumun eşit haklar içinde
yaşaması için oluşturulan kurallar bütününe sivil
anayasa denir.
İdeal bir anayasa hakkında ki ütopya olmamak kaydıyla
her türlü yeni görüşler bizi geliştirecektir.
Ve Anayasal Denetimi sağlayacak olan Anayasa
Mahkemesininde yargı mensuplarının yanı sıra yine
sivil toplum örgütlerinin yeterlik kazanmış ,kendi
iç seçimlerinde seçilmiş kişileriyle ama asla
birisinin içinden seçmek suretiyle oluşturulmalıdır.
Bu ülke de, buna her kademesinde hazırdır,ve sosyal-
toplumsal konsensus eğer baskıcı siyaset olmazsa
mümkündür. Ordunun gölgesi altında yönetilmek
istemem, elbetteki sivil olanından yanayım, sivil
anayasa karşı olanlara dikkat ediyorumda,' özgürlük,
demokrasi, vs.vs. ' gibi söylemlere sıra geldiği
vakit mangalda kül bırakmıyorlar.
Bu söylemim sakın darbe destekçisi olarak algılanmasın
darbeler bu ülkenin sosyal ve ekonomik gelişimine
daima sekte vurmuştur. Anayasa toplumsal mutabakat
belgesi niteliği taşıyorsa toplumun her kesiminden
destek görmesi gerekir.
Ülkenin her kesiminden işçi, işveren, memur, esnaf,
yargı üyeleri, güvenlik mensupları, tüm siyasi partiler
v.s. geniş katılımla oluşturulacak bir komisyonun
anayasa hukukçuları nezdinde oluşturacağı bir taslak
ancak tüm toplumu kucaklayacak bir anayasa olması
gerekir.
Bu belki gittikçe kutuplaşan ülkemizde şu an için
ütopya gibi görülebilir ancak, aksi şekildeki tüm
anayasaların daima senin anayasan benim anayasam
şeklinde toplum tarafından kısmen sahiplenileceğini
düşünüyorum.